Bodrum'da dört restoranın menüsü bir QR uygulamasında duruyordu; o sayfalarda başlık, açıklama ve yapılandırılmış veri yoktu. "Çökertme kebabı" arayan kişi restorana değil sağlayıcının alan adına gidiyordu. Menüyü siteye 920 kalemle nasıl taşıdık.

Sandığımız şey: QR menü modern, kâğıt menü eski; QR yeter. Bulduğumuz şey: QR menünün sayfasında başlık yok, açıklama yok, şema yok — Google'a giden her şey menü sağlayıcısının alan adına yazılıyor. Eylül 2026, Bodrum, dört restoran.
Bodrum'da aynı ailenin dört mekânı — bir meyhane, iki Napoli pizzacısı, bir sahil sofrası — için site kurmaya başladık. Hiçbirinin sitesi yoktu; menüler masadaki QR koddan açılan bir uygulamada duruyordu. Uygulamayı Google'ın gözüyle açtık: sayfa başlığı boş, açıklama boş, yapılandırılmış veri yok, sosyal paylaşım kartı yok. Menü kalemleri sayfaya sonradan yükleniyor; arama motoru botu ilk bakışta boş bir kutu görüyor.
Sonuç şu: "Bodrum çökertme kebabı" arayan kişi restoranın menüsüne düşmüyor. Düşse bile adres sağlayıcının alan adı; restoranın kendi adına bir arama değeri birikmiyor. Yıllardır masada taranan o kod, Google'da restoranın değil uygulamanın hesabına çalışıyordu.
Kötü niyet değil, öncelik. QR menü uygulamasının işi masada hızlı açılmak ve sipariş almak; arama motoru onun derdi değil. Sayfa tek bir uygulama olarak kurulmuş, her restoranın menüsü aynı kabuğun içine yükleniyor. Google'a "bu Atgeç Meyhanesi'nin menüsü, Gürece'de, 49 meze var" diyen tek satır yok.
Restoran sahibi bunu göremez; QR'ı tarar, menü açılır, iş bitmiş sanır. Görünmezliği anlamak için Google'ın sayfayı nasıl gördüğüne bakmak gerekir.
Bunu kendi gözünüzle görmek için sayfayı tarayıcıda açıp kaynak kodunu görüntülemek yeterli: menü kalemleri kaynakta yoksa, sayfa açıldıktan sonra yükleniyor demektir ve arama motoru botu büyük ihtimalle onları görmüyor. Bodrum'daki dört mekânın QR sayfasında kaynak kodda tek bir yemek adı yoktu; sekme başlığında da uygulamanın adı yazıyordu, mekânın değil.
İlk plan menüyü fotoğraftan yazmaktı: 200 kalem, hata payı yüksek, fiyat değişince eskiyor. Sonra sağlayıcının herkese açık bir arayüzü olduğunu gördük; menü kalemleri yapısal olarak alınabiliyordu — ad, açıklama, bölüm, fiyat. Dört mekân için 920 kalem çektik: sahil sofrası 292, meyhane 230, marina pizzacısı 219, Ortakent pizzacısı 179.
Doğruluğunu bir mekânda ölçtük: elimizdeki basılı liste ile karşılaştırdık, 292 kalemin 292'si birebir tuttu. Fiyatı olmayan iki kalem bile aynı şekilde işaretliydi. Bu sayede beklemediğimiz bir şey de öğrendik: iki pizzacının menüsü aynı değildi — 45 ortak kalem, 19'u yalnız birinde, 33'ü yalnız diğerinde. Ayrı basıldı; tek menü kopyalasaydık yanlış olurdu.
Menü siteye yerli olarak girdi: her kalem sayfada metin, arama motoru okuyor. Fiyat basılmadı — sahibin kararı; "fiyatlar masada ve QR menüde" yazıyor, böylece fiyat değişince site eskimiyor. "Masadan sipariş" düğmesi yine QR uygulamasına gidiyor; iki sistem birbirini bozmuyor, biri arama için biri sipariş için.
Üstüne restoran ve menü şeması: Google artık bu mekânda çökertme kebabı olduğunu yapısal olarak biliyor. Bunun işe yaradığını Google'ın kendi sonucunda gördük: yerel pakette "menüde öne çıkıyor: çökertme kebabı" etiketi çıkıyor. Bir de menüden okuyarak mekânın kimliğini doğru kurduk: meyhanenin menüsünde kebap yoktu, sitede "kebap" geçmiyor; sahil mekânının menüsünde balık yoktu, "balık restoranı" demiyoruz. Menüyü okumak sitenin metnini de düzeltti.
On dakikalık kontrol:
Menüyü siteye taşımak ilk adımdı; ikincisi arama motoruna menünün ne olduğunu yapısal olarak söylemek. Dört siteye restoran ve menü şeması yazdık: mekân türü, adres, harita, sosyal hesaplar, rezervasyon kabul ediyor mu, menü bölümleri ve kalemleri — fiyatsız. Bodrum'daki 12 rakip sitenin hiçbirinde restoran şeması yoktu; altısında sayfa başlığı bile yoktu. Teknik olarak açık ara öndeyiz; eksik olan görünürlüktü, çünkü siteler alan adı bekliyor.
Şemanın işe yaradığını beklemediğimiz bir yerde gördük: Google yerel pakette mekânın kartında "menüde öne çıkıyor: çökertme kebabı" etiketi çıkıyordu. Bu etiket menü verisinden geliyor; yani Google menüyü okuyor ve arama sonucunda kullanıyor. QR uygulamasındayken bu mümkün değildi.
İki şeyi bilerek yapmadık. Puan şemasını basmadık; Google kendi sitenizde kendi puanınızı işaretlemeyi sınırlıyor ve puan zaten Google kaydında. Bir de SSS zengin sonucu beklentisi kurmadık; Google bu özelliği çoğu site için gösterimden kaldırdı. SSS sayfalarını yine yazdık, çünkü görünür içerik ve AI sistemleri için değerli — ama "yıldızlı sonuç çıkacak" diye değil.
Menüyü kaynağından okumanın beklenmedik bir faydası daha oldu: mekânın kimliğini menüden doğruladık ve iki yanlışı düzelttik. Sahil mekânı için başlıkta "balık" kelimesi düşünüyorduk; en güçlü arama "Ortakent rakı balık" idi. Menüde balık yoktu — kalamar ve karides vardı, ana yemek köz kebap ve mezeydi. Başlığa "balık" yazsaydık arama getirir, gelen müşteri tabakta aradığını bulamazdı. "Balık restoranı değil; meze ve köz, yanında kalamar ve karides" diye dürüst yazdık.
Meyhane için de aynı: ilk taslakta "kebap" geçiyordu, menüde kebap yoktu; imza yemeği körek mantar ve 49 mezeydi. Menü, metni yazan kişiye "bu mekân ne satıyor" sorusunun kaynaklı cevabını veriyor. İşletme sahibiyle konuşmadan yazılan her cümle uydurma riski taşır; menü o riski küçültüyor. Kural olarak yazdık: metinde ritüel ya da gelenek icat edilmez, menüde olmayan yemek anılmaz, kültürel iddia da olgu iddiası gibi kaynak ister.